16 Nisan 2014

NEFRET, ARKADAŞLIK, FLÖRT, AŞK, EVLİLİK

Haberlerde Nobel Edebiyat Ödülü’nün bir kadına verildiğini duyduğumda hemen ismini not aldım ve okuma listeme Alice Munro’yu da ekledim. Listenin ön sıralarına çıkmasıysa bir arkadaşımın da okuma listesinde olduğunu öğrenmem ve bu tesadüfün hoşuma gitmesiyle oldu. Aslında bir süre öykü kitapları ile ilgili yazı yazmamaya karar vermiştim ama Alice Munro’nun fazlasıyla gerçekçi ve çarpıcı öykülerini okuduktan sonra onunla ilgili yazmamak haksızlık olurdu.

Alice Munro’nun öyküleri başlarda ağır gibi gözükse de sayfalar ilerledikçe bunun olay örgüsünü sağlamlaştırmak ve hikayeyi daha inandırıcı kılan ayrıntılarla dolgunlaştırmak için yapıldığını fark ediyorsunuz. Yazar seçimini öyküden yana kullanmış olsa da yazdıkları sayfalarca sürecek bir romana dönüşecekmiş izlenimi veriyor adeta. Zaten öykülerinin bazılarının filme uyarlanmış olması da bunu kanıtlıyor bence. Yazılan birkaç sayfadan çok daha fazlasını okumuş gibi hissettiriyor insana...  Hikayenin merkezine uzak detaylarla başlayan sayfalar ilerledikçe merak ve beğeni seviyeniz aynı derecede artıyor ve sayfaları tamamladığınızda düşündürücü, güzel bir öyküyü tamamlamış olmanın zevkini yaşıyorsunuz. Ancak itiraf etmeliyim birkaç öykünün sonunun biraz aceleye getirildiği izlenimine kapıldım, süslü birkaç cümleyle birdenbire tamamlanıveriyor hikayeler ama yine de değerleri azalmıyor.

Genellikle bende önyargı oluşturmaması için arka kapaklarını kitabı okumaya başladıktan sonra veya kitabın sonunda okurum. Gerçekten de bazı kapak yazılarının kitabın içindekiler doğru düzgün okunmadan yazıldığını düşünüyorum.  Birkaç hikayeden sonra bu kitabın da arka kapağına göz gezdirdim. Bu sefer oldukça doğru tespitler yapılmış. Alice Munro’nun öykülerindeki kadınlar kendilerini hep iki kutup arasında, hep bir ikilem içinde buluyorlar denmiş kapak yazısında. Ben bir de öykülerdeki kadınların hayatı ve getirdiği ikilemleri sakince kabullenişlerini eklemek istiyorum. Kumsalın, üstüne vuran dalgaları umursamazca içine çekişini anımsatıyor Alice Munro’nun kadınları bana… Belki de bunun nedeni hikayelerin 82 yaşında hayatın pek çok yüzünü görmüş bir kadın tarafından yaratılmış olmalarıdır... 

15.04.2014 

Not: Forextraview Dergisi'nin 16. sayısında yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder